Yeni Çıkanlar
Kurtubi’nin
el-Camiu li Ahkami’l-Kur’an
Tefsiri
Kurtubi Tefsiri tamamlandı. tüm seçkin kitapçılarda okuyucularımızın istifadesine sunulmuştur.
Mail List Üyeliği
Mail listemize üye olun
yeniliklerden haberdar olun.
İsim:
Soyisim:
Meslek:
Email:
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Kitaplarımız

 

ZAMAN- DEĞİŞİM

İnsanlık tarihinde kalıcı olanla geçici olanı ayırmakta belirleyici olan zamandır. Zaman aşımına uğrayan düşünceler, fiiller, kurum- kuruluşlar daima mevcuttur. Zamana direnen düşünce, kurum- kuruluş da vardır. Zamanın geçmesiyle değer kazanan, değeri anlaşılan kişi, kurum- kuruluş ve düşünüş biçimleri de daima var olagelmiştir.
Zaman, mihenk taşıdır, kimseye acımaz, kimseyi kayırmaz, kimseye haksızlık etmez, kimsenin hakkını yemez, zalimlik yapmaz,  tarafgirlik yapmaz.  Zamanın uzamasıyla insanlığa katkı sağlayan kişi, kurum- kuruluş, düşünce biçimi.. ne denli gerçek ve sahici olduğu net ortaya çıkar. Sahte olanla sahici olanı, geçici olanla kalıcı olanı birbirinden ayırır.
Zaman; kendine de acımaz, kendi içinde meydana gelen olay, düşünce, kurum- kuruluşları, cerh ve tadile tabi tutar. Sonunda tüm insanlık için uygun bir çizgi oluşturur, bu çizgi, kalıcılığı ve sahiciliği temsil eder. Kendi içinde meydana geldi diye yanlışı tarihe olumlu olarak taşımaz. Yanlışı tarihe taşıması, nakısasını açığa çıkarmak ve gelecek zamanlarda ayni yanlışı işlememek üzere bize sunar.
Güncel olanı, zamane olanı çok işgal eden yaygaracı kişi, kurum- kuruluş ve düşünüşleri zaman kendi süzgecinden geçirir ve öylece arşive kaldırır. O arşiv insanlık tarihidir. İnsanlar gerektiğinde arşive başvururlar, onda insanlar kendi yanlış ve doğrularını bulurlar. Genelde sahici olanlar, doğru olanlar yaşayarak gelir.
Güngörmüşler, yaşayarak, yaygara olanla tarihî olanı birbirinden ayırabilirler. Arşivciler bazen geçici ve sahte olanları kalıcı ve sahici olanların önüne geçirmek isterler, böyle teşebbüsleri her zaman olur. Fakat zaman buna müsaade etmez. Bu tür insanlar kendi sahteciliklerine tarihi şahit göstermek isterler, bunda geçici bazı başarılar elde edebilirler, fakat ilânihaye sahici ve kalıcı olanın önünü kesemezler. Gerçek ve kalıcı olan her zaman fırsatını bulur ve su yüzüne çıkar. Güncele saplanıp kalanlar bunu görmeyebilir fakat o daima vardır ve apaçıktır, ancak görebilen için.
Dolayısıyla geçmişi bugüne taşımak o kadar kolay değil, sahici olan ancak bugüne gelir diğerine zaman sansür koyar, zamanın sansürünü yalancı kırıcılar kırabilir o da insanlık yasağını çiğneyerek yapılır.
Geçmişten bugüne gelen sahici ve kalıcı çizgiye bakarak neyin gelecekte tarih olabiliri tayin ve tesbit edebiliriz.
Zaman, zeminle uyumlu çalışır, zeminden kopuk anlayış ve kavrayışlar, kurum- kuruluşlar,  zamanda yer alamazlar, silinip giderler, zemine saplanıp kalan anlayışlar da öyle.
Bir zemine basan, tüm zamanlara uyum sağlayan, düşünce, kurum zamanda yerini alır.
İnsanlık, Hz. Âdemle başlayıp değişik şekil ve tarzlardan geçerek, çeşit çeşit denemelerden geçerek Hz. Muhammed’e kadar gelmiş ana çizgi izler.
Peygamberler kervanı, sahici insanlık yolunu bize gösterir. Bu yürüyüş son nebi Hz. Muhammed’le kemale ermiştir. Şu demek; bundan sonra sapan insanlık için yeni bir peygamber gelmeyecek, insanlar kendi kendilerini düzeltecekler.
Hz. Muhammed zamanına kadar olan dönemde, insanların sapkınlıkları Allah tarafından gönderilen elçiler vasıtasıyla doğrudan müdahale ile düzeltilirdi. Son nebiden sonra, bu imkân ortadan kalktı, insanlık olgunlaşmış kabul edildi ve artık kendisiyle baş başa kaldı. Görünürde lehimize olan bir durum gibi, aslında büyük bir imtihanla karşı karşıya insanoğlu.
İslam, geçmiş insanlık deneyinin insanlık serüveninin kıyamete kadar nasıl bir çizgi takip edeceğinin işaretlerini bize sunuyor. Bu yönüyle İslam, tüm ilahî dinlerin varisidir.
Sahici ve kalıcı çizginin hakiki yolu İslam’dır. Biz neyin kalıcı neyin geçici neyin doğru neyin yanlış olduğunu nasslara bakarak anlayabiliriz.
Nasslar- Kur’an ve Sahih sünnet, sübutu ve delaleti kati olan nass- insanlık için neyin hayırlı olduğunu bize gösterir.
Bu yönüyle nass, zaman ve zemine uyumlu olanla olmayanı ayırt edici özelliğe sahiptir.
Son ve mükemmel din İslam, problemlere çare bulma yol-yöntemini belirlemiş, bu meseleyi nass-ictihad bağlamında çözmüştür. Temel prensipler nasslarla tesbit edilmiş, insanlık büsbütün insanın insafına terk edilmemiş. İstismar önlenmiş ve temel değerler sarih olarak ortaya konmuştur. Nasslar tüm zaman ve zeminde geçerli olarak kabul görmüştür.
Değişen şartlar ve zeminin ayırıcı özelliği, diğer şer’i kaidelerle takviye edilmiş ve çare aranmıştır. Örf-maslahat…
İctihad da zaman faktörünü hesaba katarak yeni meselelere çareler arama ve çözüm önerme ameliyesi olarak şer’i delil sayılmış. Böylece donukluk giderilmiştir.
Nassın olduğu yerde ictihada gerek kalmaz. Onun için açık haram – helalleri belirleme hakkı Allah ve Rasulü’nündür. Burada kişi kendine bırakılmamış, ona yol haritası çizilmiş.
Dolayısıyla nass, bozgunculuğu önler, ictihad da donukluğu önler. Din ne donuk ve statik bir anlayıştır ne de savruk ve kendini tarihe bırakmış ucu açık, nereye gideceği belli olmayan bir anlayıştır.  
Biz, insanlığın geleceği için neyin geçici ve sahte, neyin kalıcı ve sahici olduğu nasslara bakarak tesbit ederiz. Kehanette bulunmaya gerek yok, tarihe ve dinin nasslarına bakarak insanlığa yol çizeriz.
Temel kaideleri belli, zaman ve zeminin değişmesiyle kendini yenileyen bir anlayış.
Savruk ve hile dolu düşünüş ve anlayışların geçici parlaklıklarına aldanmamak lazım, bunun da ölçüsü; sübutu ve delaleti kat’ı olan nasslardır.

Kâzım Sağlam

 

 
Copyright © 2008 BURUC YAYINLARI - Tüm Hakları Saklıdır.  - e-mail: info@burucyayinlari.com ][   Tasarım: Seoturko
Yerebatan Cad. Salkımsöğüt Sk. No:6/A Cağaloğlu Eminönü İSTANBUL -  Tel:(0212) 528 58 18  -  Faks:(0212) 528 68 67