Yeni Çıkanlar
Kurtubi’nin
el-Camiu li Ahkami’l-Kur’an
Tefsiri
Kurtubi Tefsiri tamamlandı. tüm seçkin kitapçılarda okuyucularımızın istifadesine sunulmuştur.
Mail List Üyeliği
Mail listemize üye olun
yeniliklerden haberdar olun.
İsim:
Soyisim:
Meslek:
Email:
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Kitaplarımız

12 Eylül Sonrası İslami Gelişmelerde "TOHUM" un Yeri

 

Bazı olaylar, dönüm noktasına işaret eder. 12 Eylül ihtilali de bizim hayatımızın dönüm noktasına işaret ediyor. Bir devri kapattı yeni bir devir açtı.
1970'li yılar, MSP Akıncı-MTTB için kendini keşfetme, kendi farkına varma yılları idi diyebiliriz. Önce İslami bir kimlik kazandık, ruhumuzda var olan Müslümanlığın farkına vardık. Toplumsal bir taban bulduk. Siyasi ve medeni cesaret kazandık. Bu kazancımız tamtamına yerli yerince oluşmuştu da diyemiyoruz. Bazı zaafları ve muğlâkları da beraberinde taşıdı. Fikri arınma sürecine girdik. Fakat ortamın hareketliliği ve bizim iyimser tecrübesizliliğimiz bu arınmayı plansız ve hedefsiz sürdürmeye itti.
Neyi, nasıl ve hangi vasfa sahip insanlarla yürüteceğimizi tam oturtamamıştık. Yükselen İslami değerler bize güç katıyor. İslam'dan hoşlanmayanları da rahatsız ediyordu.
Bu hızlı ve oturmamış bir atmosferde 12 Eylül ihtilali oldu.
12 Eylülde herkes kendi payına düşeni aldı Ülkücüler, Solcular ve Milli görüşçüler.
Genelde 12 Eylül solcu ve ülkücülere karşı yapıldı., İslamcıları kayırdı gibi gerçek olmayan bir iddia var.
Herkes gücü ve yaptıkları oranında 12 Eylül'den nasibini aldı. Milli görüşçülerin o zaman var olan kurum ve kuruşları kapatıldı. MSP. Akıncılar ve MTTB benzeri kurumlarımız kapatıldı. Solcu ve Ülkücülere uygulanan muamele bize de uygulandı. Ancak biz adam öldürmemiş hiçbir tedhişe bulaşmamıştık. Bize o manada bir suç isnad edilemedi. Siyasi partiler kapatıldı MSP de kapatıldı. MTTB'nin merkez binasına ihtilal el koydu bugün Halk Eğitim Merkezi olarak kullanılıyor. İlim Yayma Cemiyetine emekli generaller Kayyum tayin edildi. Görünür tüm kuruluşlarımız yok edildi. Tohum da bundan nasibini aldı ve kapatıldı.
Daha sonra uluslar arası sistem Özal'ın önünü açtı ve siyaset sahnesine çıkardı. Özal'a sağlanan destek İslamcılara sağlanan destek olarak algılandı. Bu tamamen saptırmadır, bizi töhmet altında bırakmak için uydurulmuş bir yalandır. Daha doğrusu bir illüzyondur.
Özal, ABD'nin "Yeşil Kuşak Projesi"nin bir ürünüdür. İslami gelişmeyi sulandırmak ve Müslümanların önünü kesmek için ortaya çıkartılmış bir kişiliktir.
Solun propagandasına kananlar da işlerine geldiği için bunu böyle kabul etmişlerdir ve Türkiye'deki İslami gelişmeyi Müslümanların kendi istek ve gayretleri ile değil ABD'nin arkalaması ve yönlendirmesi ile olduğunu hâlâ tekrarlayıp duruyorlar.
Hâlbuki Müslümanların var oluşları devlet tarafından ihdas edilen solcu-sağcı var oluşlarla aynı değildir. Müslümanlar toplumun kendisidir. Kurum -kuruluş-sendika-dernek-yurt-okul sadece birer vasıtadır ve bunlar olmadan da İslami hayat sürdürülebilinir.
İslamcıların dışındakilerin varlıkları ancak kurum-kuruluşlarla kaimdir. Devlet kendi eliyle ihdas ettiği sağ-sol'un zaaflarını ve meziyetlerini iyi bilir. Geriletmek istediği zaman kuruma müdahale eder ve istediği yere çekebilir. Yok etmek istediği zaman yok edebilir.
Partiyi, sendikayı, derneği kapatır. Hareket te biter. Müslümanlık öyle değil o bir hayat tarzıdır. Kendi kendini yeniler ve her hal u karda hayatiyetini sürdürür.
12 Eylül sonrası Müslümanların kendilerine yeni bir yol yöntem bulmaya çalışmaları bu anlayışın sonucudur. Birilerinin kayırması değildir.
12 Eylül'de kaçıp yurt dışına giden ve bir daha gelmeyen çokça Müslüman vardır. Bunlar reklamı ve gösterişi sevmediği için kimse ne çektiklerini bilemez. Başkaları kendilerine yapılanları abartarak anlatır ve kendi yaptıklarını da  katlayarak sunar. Herkes de öyle zanneder.
12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra Müslüman gençlerin, bilhassa üniversiteli gençlerin adresi olabilecek mekanlar yoktu. Kenan Evren bunlara el koymuştu. Mülklerini savaş ganimeti gibi ellerinden almıştı. Tohum Neşriyat, Beyazıt Beyaz Saray Kitapçılar Çarşısında bu ortamda faaliyete başladı. Üniversite gençliğinin adresi oldu. Hiçbir dernek parti sendika yok ve ortam sıkıntılı ve tehlikeli idi. Bir grup arkadaşla Tohum Neşriyatı canlandırdık. Yeniden açtık ve orada bir nevi nöbet tuttuk. En fazla nöbet tutanlardan biride bendim.
Tohum yıllar sonra bir cemaat olarak adlandırıldı. Hal bu ki o yıllar tüm üniversite gençliğinin uğrak yeri ve fikirlerin ortaya atıldığı, pişirildiği yeriydi. Bugün herkes o zamanları kendine göre yorumlayabiliyor. Ama şunu rahatlıkla diyebilirim ki o zaman bazı çevreler bize uğramaktan ve selam vermekten kaçınıyorlardı.
Kitaplar okunup tartışılıyor, çıkan dergiler takip ediliyor. Ortaya atılan fikirler etrafında hararetli tartışmalar oluyordu. Üniversitelerde bilhassa İ.Ü. de olup bitenler masaya yatırılıyor ve belli bir çerçeveye oturtturuluyordu.
Ayrıca dünyada olup bitenler takip ediliyor, tepki gösterilmesi gerekiyorsa tepki gösteriliyordu. 1. intifadayı desteklemek ve İsrail'i telin etmek amacı ile ilk Beyazıt gösterileri bu tarihlerde ve bu atmosferde gerçekleştirildi.
Düşünür, yazarlar buraya gelip sohbetler ediyor, imza günleri düzenleniyordu. İslam'ı saf ve duru bir şekilde öğrenme gayretleri gene bu zamanda ve bu mekanda gerçekleşiyordu.
İslami düşünceye ve dünyadaki İslami gelişmeye yabancı olanlar, genç arkadaşların Tohum etrafında geliştirmeye çalıştıkları, dünyanın durumunu hesaba katarak ve Kitabi bilgiye dayalı anlayışı geliştirmelerine çokça çamur atıldı.
Tohumun dışında birkaç şahsi kitap evi ve yayın evi hariç Müslümanların ortak bir mekanı, herkesin rahat gidip geleceği ve sahipleneceği yer yoktu. Bu boşluğu Tohum fazlası ile dolduruyordu. Bugün ki gibi farklı farklı yapılanmalar tam anlamı ile var sayılamazdı.
İhtilalden sonra Anadolu'nun birçok yerinde gayretli müslümanlar kendi şehirlerinde ve bölgelerinde İslami gayretler gösteriyor ve yeni arayışlar peşinde koşuyorlardı.
Bugün farklı yapılanmalar o zaman ki samimi ve ihlaslı gayretlerin sonucudur. İstanbul dışından İstanbul'a okumaya gelen her Müslüman genç mutlaka Tohuma uğrar ve bir nevi kendi yeri olarak görürdü. Tohum da gelenlere kucak açar bir nevi ensarlık görevini görürdü. Milli görüş geleneğinden gelenler için Tohum ortak bir adresti.
Milli Mücadeleciler ve ülkücülükten dönen müslümanlar için aynı şey söylenemez. Onların kendilerine göre yerleri ve yapılanmaları vardı.
1980-1990 arası İstanbul da dolayısı ile Türkiye genelinde müslüman gençliğin nabzını bir nevi Tohum tutuyordu.
Daha sonra İslami camia çok sesli ve çok renkli bir şekle büründü . MSP yerine kurulan RP Tohum çevresini de etkiledi, bazı arkadaşlar Tohumu RP'nin bir organı gibi görmek istediler. Tohum da ideolojisizleştirildi, silikleştirildi bir siyasi partinin arka bahçesi haline getirildi.
İ.H.L.davası da daraltıldı ve siyasilerin insafına terk edildi.
1980 sonrası toparlayıcılığını ve dik duruşunu muhafaza edebilseydi bekli bu gün Türkiye'de hatırı sayılır ve etkisi olan bir güç olabilirdi.
Kâzım SAĞLAM

 
Copyright © 2008 BURUC YAYINLARI - Tüm Hakları Saklıdır.  - e-mail: info@burucyayinlari.com ][   Tasarım: Seoturko
Yerebatan Cad. Salkımsöğüt Sk. No:6/A Cağaloğlu Eminönü İSTANBUL -  Tel:(0212) 528 58 18  -  Faks:(0212) 528 68 67