Yeni Çıkanlar
Kurtubi’nin
el-Camiu li Ahkami’l-Kur’an
Tefsiri
Kurtubi Tefsiri tamamlandı. tüm seçkin kitapçılarda okuyucularımızın istifadesine sunulmuştur.
Mail List Üyeliği
Mail listemize üye olun
yeniliklerden haberdar olun.
İsim:
Soyisim:
Meslek:
Email:
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Kitaplarımız

 

BATININ TEKEBBÜRÜ

Batı medeniyeti, her zaman kendini, değer yargılarını, haddinden fazla önemsemiş, tecrübesini ve anlayışını tüm insanlığın tecrübesi ve anlayışı olarak kabul etmiştir. Bununla da yetinmemiş tüm insanlığın batıya adapte olması gerektiğini, Batı değer yargılarına inanmayan ve o medeniyetin efradı olmayan inanların, toplumların, itikatların, dinlerin zamanla Batılılar gibi olması, onlar gibi kâinatı ve insanı değerlendirmesi gerekire de itikat etmiştir. Böyle olmayan fert, toplum ve medeniyet insanlık düşmanı sayılarak gayri medeni, barbar ve insanlığını henüz tamamlamamış bir sabi toplum  kabul  edilmiş ve ediliyor.
Önce Danimarka'da  daha sonra Norveç, Fransa vb. tekrar destek olsun diye yayınlanan ve Hz. Peygambere hakaret içeren ' Karikatür' etrafında koparılan yaygara da bu tepeden bakma ve kibrin örneğidir. Basın hürriyeti ve ifade özgürlüğü adı altında değerlendirilen bu olayda Batılıların zihin yapısı ve kendini nasıl gördüğünün de prototipidir .
Batılılar, bununla ne kadar Avrupalı olabileceğimizi sınıyorlar. Bir insanın, toplumun, medeniyetin batı paradigmasının dışında Mukaddesat'ının olup olmayacağı, şayet farklı Mukaddesat'ı varsa bu Mukaddesat'a ne kadar bağlı olduklarını test ediyorlar.
Batı Kutsal'ını bitirmiş bir Medeniyeti temsil ediyor. Kutsal'ı olmayanın Kutsi değere saygı göstermesini beklemek akli değildir. Kutsalı yok ederek ayni zamanda kendini ırkını değer yargılarını Kutsuyor.
Batıda Kutsal olan ırktır. Yani ulus, ulus-devlet, din yerine ikama edilince Batılılarca, Kutsallık da ilahi, semai olmaktan çıkıp arzi, toprağa ve insana dolayısıyla ırka bağlandı. Şayet bu karikatür Hz. Musa için çizilmiş olsaydı o zaman suç olurdu. Çünkü Yahudilik  ayni zamanda bir ırktır. Yada  bir ulusu temsil  eden kahramanlar olsaydı ve o kavme mensup birileri sahip çıksaydı gene kale alınırdı.. Ama dini olan ilahi olanın karşılığı yoktur, o manevidir. Soyuttur, görünmez, bilinmez, gaybidir ve elle tutulamayacağı için uğrunda sıkıntıya düşmek, biriyle bozuşmak, O'nun için canını vermek gerekmez.
Batı kendini yeniden inşa ediyor, temellerini de  İslam karşıtlığına dayandırıyor. Onun için İslam'ın temel değerlerine saldırmayı bir varoluş olarak görüyor.
Askeri, siyasi, iktisadi ve teknik olarak İslam alemini sahneden kovmuş, ismi esamesi okunamaz durumda. Fakat Allah'a inanma, maneviyata verilen önem ve dünyadaki  insanlık dışı işleyişin açmazın karşısında İslam'ın getirdiği  adil işleyiş batıyı ürkütüyor. Tam da burada İslam'ın bir alternatif olabilme şansı zamanla daha bir anlam kazanıyor. Batıda düşünen kafalar bunu biliyorlar, görüyorlar. Böyle giderse dünyada işlenen zulüm şebekesinin sonunun insanları İslam adaletine  teslim edeceğinin paniğini yaşıyor batı. Güçlü iken ve Müslümanlar henüz tam bağımsızlaşmadan ve birliklerini oluşturmadan elini çabuk tutuyor Batı.

Karikatür dolayısıyla tepki gösterenler, yakıp yıkanla, Evrensel İnsani değerleri içlerine sindirememişler olarak adediliyorlar. İslam ülkeleri arasında en az tepki gösterenler, Türkiye mesele bu hususta batılılardan artı puan almıştır. Belki de İslam alemini yatıştırabilse değeri daha da artacak ve AB'ye bile alınmasında katkı sağlayacaktır.

Türkiye Batı Hıristiyan - Doğu İslam arasında bir köprü bile olabilir. Yapılan laik yorumlar Türkiye'yi İslam aleminin dışında sayıyor. Ulus devleti kutsal sayan Türkiye'de Hz. Peygamber için bu kadar tepkiyi fazla buluyor. Avrupa'yı da ileri gitmekte itham ediyor. Arabuluculuğa soyunmuş. Ulus Kutsalı ile Din Kutsalı arasını nasıl bulacak merak konusu? T. Erdoğan tepki biçimini eleştirerek batılılara şirin gözükmeye, Müslümanları da korumaya  Müslümanların infiallerini indirmeye, sert tepkilerini yumuşatmaya çalışıyor.
Asıl  infialde olan bu işi ortaya atan ve inadına sürdürenlerdir. Müslümanların bu kadar büyütmeleri de  çok masumane değildir. İktidar sahipleri işlerine geldiği zaman İslami hassasiyetler, işlerine gelmeyen yerde de dini değerleri yok sayma, yasaklama. Bu çifte standart samimiyetten uzaktır ve tamamen manipülasyone yöneliktir.

Bu işin ortası Araf'tır. Türkiye Araf'ta, ne cennetlik ne de cehennemliktir.

Batılıların tekebbürü bununla da sınırlı değildir. HAMAS' ın seçimlerden galip çıkması, İran'ın Nükleer Enerji teşebbüsü dolayısıyla takındıkları tavırda da kendinin dışında kimsenin iş yapma ve  söz söyleme hakkının olmadığını açıkça ilan ediyor.

İran nükleer enerji üretemez. Çünkü İslami bir devlet. Batıya iman etmeyen bir devletin güçlenmesi, kendi ayakları üzerinde  durması, Bush dünyasında zararlıdır. Bush'un insanlık anlayışına terstir ve yarın bela olabilir. Mahkeme kararı ve hile  ile başkan seçilen Bush, utanmadan İran cumhurbaşkanı Ahmedinecat'ın seçimine dil uzatıyor. Bir avuç radikalin temsilcisi diye nitelendirebiliyor. Ne yazık ki Almanya, Fransa ve İngiltere'de Bush'un ağzıyla konuşuyor. Farklı gibi görünen AB'de son kertede batılı olduğunu hatırlıyor ve safını belirliyor. Türkiye oy hakkı olmadığı halde BM'deki oylamada ABD'yi desteklediğini ilan etme ihtiyacı hissediyor.

AB'nin CIA'nin işkence mekanları dolayısıyla, ABD'nin Dışişleri Bakanı Condalize Rice'nin ziyaretinden sonra nasıl sustuğunu ve ABD'ye teslim olduğunu gördük. AB, ABD'ne direnemedi ve politikasını o rotada sürdürmeye karar verdi. Dünya siyaset sahnesinde tali bir aktör olmaya razı oldu.

Hamas'ın Ortadoğu'da çok şeffaf bir seçimle iş başına gelmesi de Batıyı kaygılandırıyor. Seçimden önceki tüm tehditler işe yaramadı ve Filistin halkı direnişi kendinden olanı seçti. Batılılar için demokrasi tek başına işe yaramıyor, demokrasiden önce Batı paradigmasına bila kayd u şart teslimiyet gerekir. Bu iki şarttan biri eksik olursa demokrasi denklemi sağlanmış olmaz. Filistin halkı kendini idare edecek ekibi seçti. Fakat bu ekip batılıların onayından henüz geçmemiş bir ekip batılılardan yani ABD'den onay almadan iktidar olunamayacağını HAMAS'a öğretmek istiyorlar.

HAMAS'ın tecrübesi, birikimi ve mücadele seyri, çizgisinin devam edeceğini gösteriyor.

Batılıların Afganistan ve Irak'ta buldukları yerli işbirlikleri sayesinde bu ülkelerde kısmen emellerine ulaştılar. Irak'ta Saddam'ı devirdiler, seçim yaptırdılar ve ülkeyi üçe bölmenin eşiğine getirdiler. Kuzey Irak'ta Kürtlere Ulus-Devlet kurdurup Latin alfabesini kabul ettirdiler. Afganistan'da beceremedikleri harf inkılabını Irak'ta becerdiler.
Karikatür krizi ile harekete geçen İslam dünyası samimi değil. Bunca emperyalist saldırı olurken kılı kıpırdamayanlar, birden İslam müdafileri kesildiler. Kendi elleriyle  ülkelerinde yaptıkları bunca haksızlığı görmezden gelerek bir nevi günah mı çıkarıyorlar.

Dünyada bunlar olurken Türkiye, partililerin mal varlığı, CHP -  Unakıtan kavgasıyla uğraşıyor. Uluslararası  politikada nasıl bir yol tutuyor, ABD İran'a saldırırsa ne yapacak? Böyle konular gündem dışı. Çünkü bunlar hayati meselelerdir ve Türkiye hayati meselelerde çok ketumdur.

Kendine gelmekte olan bir İslam ümmeti ve çağa söz söyleyecek İslam Medeniyeti neşvünema bulmaktadır. Batının tekebbüründen  rahatsız olanların altında toplanacağı bir çatı, bir hak isteme zemini ve zulmü ret cephesinin nüvelerinin oluşmasına vesile olur.
Bu bir temenni midir? Yoksa yeşermeye başlayan bir işaretin belirtilerine dayanarak duyulan bir sevinç midir? Belki ikisinin toplamıdır.
Burada asl olan başkasının değirmenine su taşımamaktır. Suyu kendi bahçemize taşıyalım ve kendi çiçeklerimizi sulayalım.

Kâzım Sağlam

 

 
Copyright © 2008 BURUC YAYINLARI - Tüm Hakları Saklıdır.  - e-mail: info@burucyayinlari.com ][   Tasarım: Seoturko
Yerebatan Cad. Salkımsöğüt Sk. No:6/A Cağaloğlu Eminönü İSTANBUL -  Tel:(0212) 528 58 18  -  Faks:(0212) 528 68 67